Advert
Advert

"Projenin başında konuşalım"

Küçük Menderes
Bu içerik 423 kez okundu.
Advert

Ödemiş Belediye Başkanı Mehmet Eriş, ilçedeki sorunların çözümü için duvarların yıkılması gerektiğini belirterek Bozdağ'ın turizme kazandırılması yönündeki gelişmeleri de anlattı

 

Salı akşamı TV9 İzmir'de yayınlanan özel programda Halil Yörük, Yüksel Balcı ve Nehir Nagehan Sayal'ın sorularını yanıtlayan Ödemiş Belediye Başkanı Mehmet Eriş; katılımcılık, Bozdağ, üniversite, güneş ve rüzgar enerjisi gibi konulara da değindi.

Nehir Nagehan Sayal'ın "Kent Konseyi'nde iki husus vardı. Birincisi, istenilen şeylerin makul olmasını rica ettiniz. İkincisi de birlikte çalışma konusunda konuşma yaptınız.  Kent Konseyi'yle beraber bir çalışmaya başladınız mı?" şeklindeki sorusunu Başkan Eriş, şöyle cevapladı: "Yerel demokrasinin ana hususu katılımcılıktır. Katılımcılığın olduğu yerde de özgür düşünce varsa oradan doğru sonuçlar çıkar. Onu da iyi bir planlama ile kentin ihtiyaçları anlamında değerlendirirseniz geleceğe yönelik bir planlama yaparsınız. Kent Konseyi'nin temeli, 1999 yılında 17 Ağustos depremi sonrasında atıldı. İzmir Valiliği, bunu uygun gördü. Yerel düşünceleri alabilmek adına Birleşmiş Milletler'in ön gördüğü standartta iletişim kurularak yerel halkın, yerel yönetimin katılımıyla sorunların çözülmesi yönünde bir projeydi. Daha sonra biz bunu Kent Meclisi'ne dönüştürdük. Daha sonra da devlet bunun daha yararlı ve Birleşmiş Milletler'de alınan kararlar gereği uygulaması zorunlu bir durum haline getirdi."

"Tek başına yapma lüksümüz yok"

En az 50 bin nüfusu olan yerlerde stratejik plan yapılması gerektiğini ifade eden Eriş, "Seçim beyannamesinde ne söylenirse yazabilirim veya yarışta olan diğer arkadaşların güzel düşüncelerini alırım, bir harman yapıp sıralama yaparım. Bu da bir yol. Bir tek ben varım. Tek başıma yaparım ama böyle bir lüksümüz yok. Katılımcılığı ne kadar iyi sağlarsak projelerimizi de daha iyi düşünürüz. Daha sağlıklı hale getirip daha iyi olgunlaştırırız. İstekleri karşılayacak şekilde tanımlamış oluruz. Zaten bizim Belediye Meclisimiz var. Bize gelen önerileri veya başkanlıktan gelen düşünceleri ilgili komisyonlar değerlendiriyor. Yeri geliyorsa yine komisyonlarda, meclisimizde değerlendirip karar alıyoruz. Ama adeta işlenerek, dokunup tartışılarak, düşünceler katarak, karar alma sürecinde el kaldırıp onaylayarak bize gelirse bu projeler, biz de 'Düşünmüştük ama biz bunu iki yıl sonraya planlamıştık. Fakat bu çok önemliymiş, öne çıkan bir konuymuş’ deyip onu öne çekmeye çalışırız. Tıpkı otopark olayının öne çıkması gibi.

Şimdi otoparktan daha hızlı tartışılacak bir konu yok bence. Olabilir belki ama tüm ilçeyi kapsamaz. Bir mahalleyi, bir semti karşılayabilir bu istek. Yerel demokraside katılımın artması, herkesin kendisini var sayması çok önemli. Tabi bunların bazıları öneri anlamında olur. 'Bunu çözseniz' demek başka, 'Bunun çözümünü biliyorum' demek başka. O bileşenler, doğru düşünceler ortaya çıktığında ben inanıyorum ki bizim de yerel yöneticiler olarak işimiz kolaylaşacak" dedi.

"Kimse farklı hissetmeyecek"

Ödemiş'in ilerlemesi için katılımcı anlayışın elzem olduğunu dile getiren Ödemiş Belediye Başnaı Eriş, "Kent Konseyi seçimlerinde söylediğim gibi katılımcılığı önemsiyorum. Orada yarışan üç aday arkadaş vardı ama yönetim kurulu oluşturan iki arkadaşımız vardı, ikisi de çok medeni. Güzel bir yarış geçirdiler. Hatta önerileri bile birlikte okudular. Ön çalışmaları da demokratik, güzel bir şekilde oraya getirdiler. Olması gereken de işte budur. Duvarları işte böyle yıkacağız. Aynı masanın etrafında karşıdan karşıya değil, projenin başında konuşalım. 'Devamını burada sun' dediğimiz zaman o arkadaşlar sanki farklı olan, farklı duran gibi olmayacak. Aynı projede paydaş ve akıl ortaklığı yaşayacaklar. Bu da bizim işimizi kolaylaştıracak. Doğru proje böyle olur.

Yeni seçilen arkadaşlarla beraber bir saate yakın toplantı gerçekleştirdik, sohbet ettik. Onlar düşüncelerini, biz de beklentilerimizi açıkladık. Zaten beraber çalışacağız ama bu yetmez. Bunu yürütmek önemli. Komisyonlar var. O komisyonlarda ilgili kişiler neredeyse, kendini nerede ifade edebiliyorsa orada kendini var et, orada görgünü kullan ve orada düşünceni açık bir şekilde söyle. İşte bu, yerel demokrasi. Bunun yolunu açacağız ve ilk olarak 3 Eylül etkinliklerini nasıl yapalım diye konuştuk" ifadelerini kullandı.

Sanayide tecrübelerini kullanacak

Mehmet Eriş, Halil Yörük'ün "Birgi ve Gölcük'ü az da olsa turizm açısından tanıttık ama Bozdağ da eski günlerine dönecek mi?" sorusuna ise, "İlk aday olduğumda iki şey söylemiştim: Organize sanayi ve teleferik. Afişimin başındaydı bunlar. Ben sanayide öğretmendim. Oradaki küçük sanayiyi, küçük işletmelerin gücünü ve varlığını bildiğim için bunun doğru olacağını düşünüyordum. Mastaş firmamız var. Ben orada pazarlama müdürlüğü yaptığımda tüm Türkiye’yi gezdim. Gezdiğim yerlerde, Bursa ve Eskişehir gibi yerlerde hemen hemen tüm işletmeler, Organize Sanayi'nin içindeydi. Hatta 1, 2, 3 diye gidiyordu. Şimdi oradan da buna esinlendim. Tabi Ödemiş sanayisi anlamında iş alanı olarak, sanayi toplumu olarak gördüm.

İkinci olarak Bozdağ gibi bir zenginliğimiz var. Yanında Gölcük gibi bir gelinimiz var. Birgi, bir başka zenginliğimiz. Oradaki birçok mekan bizim elimizde. Örnek olarak burada da hamam var ama vakıflara ait. Vakıfların onu planlayıp düzenlemesi gerekir. Birgi’de de var şu an vakıflara ait yer ama onlar yapıyor. Bir bütün olarak gidiyor, artık az biraz eksiğimiz var. Bitmezse bu kez belli bir iyileştirme görmüş, restorasyon görmüş yerler yıpranmaya başlayacak. Ben bunu 2000 yılında Paris’e gittiğimde gördüm. Her sokakta 3-5 tane restorasyon için kurulmuş iskeleler vardı. Hiçbirisi de yeni bina değildi" diye cevapladı.

Teleferikte güzergahlar belli

Birgi-Bozdağ-Gölcük üçgeninin sac ayağının çok iyi kurulması gerektiğini kaydeden Eriş, "O zaman onun için teleferik demiştim. Buradan teleferiği yukarıya taşımak istedim ama uygulama, valiliğin uygulamasıydı. Sadece kayak tesisi kuruldu o kadar. Bence eksikti. Bunu da sunduk. Tunç Başkanımız, 1 Haziran’da İlkkurşun Bayramımıza geldiğinde kendisine şehitlikten Ödemiş’i anlatıp gösterdim. Sonra yürüdük, Bozdağ’ı gösterdik. Aşağısındaki Tekke köyünü gösterdik. ‘Bu alanımız çok güzel, kamp kurabiliriz’ diyerek anlattık. ‘Ödemişlilerin bir özlemi var 50'li yıllardan beri, o da teleferik’ dedik. İki yol çizdik. Birgi’ye yoğun şekilde gelen insanlarımız var. Onlara 'Aracını bırak, teleferikle çık. Kar varsa yine yolda sıkıntı yaşama' diyeceğiz.

İkinci olarak da aşağıdaki Zeytinlik'ten yukarıdaki Gölcük'e çıkışı planladık. Bunları sunduk. Üçüncü olarak da Bozdağ’ın içinden Bozdağ’ın zirvesine bir teleferik. İkisi olmayabilir, birisi olur, tercihe bağlı. Ama Bozdağ'ın içinden zirveye olur. Şu an kayak tesislerine giden yolda kar ve buz olduğunda insanların erkenden eve dönmek istemesi, çocukların üşümesi, havanın bozması gibi durumlar yaşanıyor. Bu kez aynı yoldan dönmek istiyor. Trafik kilit oluyor. Bir de tipi başlarsa, kar yağarsa, çok büyük sıkıntı. Ondan sonra 'Nerede devlet, nerede millet?' diye feryatlar başlıyor. Muhtardan valiliğe kadar her yeri arıyorlar.

"Sırtımızı Bozdağ'a yasladık"

Alternatiflerini düşündük. Bir yol yapılmış, biz de Vali Bey'e sunduğumuzda ikinci bir alternatif dönüş istedik. Biri gidiş, biri dönüş. Onun için Bozdağ, bizim için çok önemli. Onun için sırtımızı Bozdağ’a yasladık bugün. Bu bizim zenginliğimiz, bunu biliyoruz ama belde belediyelerinin kapanmasıyla bu etki azaldı. O işlevin kazanılmasıyla, kayak tesisinin tekrar açılmasıyla buradaki o heyecan, aşağıdaki Birgi’deki tarihi doku, dini turizm gibi buraya kar turizmini yaşatacak" dedi.

Çinliler ziyaret edecek mi?

Ödemiş'in turistik merkezlerine daha çok ziyaretçi gelmesi için çalışmalar gerçekleştirdiklerini kaydeden Eriş konusu hakkında şunları söyledi: "Dışarıdan gelen birisi, Birgi’den sonra Gölcük-Bozdağ yapar. Bu konuda zaten hazırlığımız var. Tunç Başkan da bunu söylediğimizde hava ray sistemini düşünüyordu. Dedi ki, ‘Çinliler geldiğinde onları buraya getirelim’ ve ben de çok umutlandım. Bunu da sizinle paylaşmak istedim. Onlar İzmir’i incelemeye geldiğinde buraya da getirelim ve teleferiği düşünelim. Beş yıllık stratejik plana da biz bunu yazdık. Bu yıl onur konuğu olan ülke Çin. Başkan yardımcımız da geçtiğimiz ay içinde Çin’i ziyaret etti. Bu konuşulanların hepsi düşüncede daha ama bu düşünceler olgunlaşırsa o zaman kolları zaten sıvarız. Ekrem İmamoğlu gibi sıvadık da. O anlamda da yol almamız daha kolay olacak.

İyi planlama, iyi ekonomi uygulayıp bunları sıraya alacağız. Oradan vazgeçmiş değiliz, aksine bunların içini doldurabilecek eko turizm olduğu kadar tarım turizmini de koymak düşüncesindeyiz. Orada biz organik tarımı gerçekleştirebilirsek, orada kahvaltı yapsak, oradan ürün alsak  ya da yaylalardan doğru gelsek. Bütün bu yaylaları dolaşıp kullanabileceğimiz bir turizm potansiyelimiz varsa biz bunun içini doldurmak isteriz. Hepsini birden mi? Başaramasak bile ona olan inancımızı koruruz."

Öğrenci yurdu meselesi

Deneyimli muhabir Yüksel Balcı'nın sorunların AK Partililerle paylaşıp ortak çözüme ulaşması konusundaki sorusu üzerine Başkan Eriş, "Biz zaten kenetliyiz. Belediye Meclisi'nde de aynı düşünceleri paylaştık. Örneğin, kapanan bir yurdumuz var. Dün Türkiye’de iki tane yurt yangını vardı. İkisi de denetlenmeyen, belli ellerde olan yurtlardı. Kimse o yönden bakmıyor. Zaten o yönden bakıyorsa sorun vardır. Burada barınan kızlarımız vardı Türkiye’nin değişik yerlerinden gelen. Şimdi ben onu takip ediyorum ama burada duruyoruz. Bu iş bitti. Önceki dönem Mahmut Başkan bir yer tahsisi olayı vermiş. Kardeşim, o zaman gelin yapın. Bu yurda önceden niye başlamadınız da biz bu kız çocuklarını sokağa atar duruma düştük?

"Kapıları beraber çalacağız"

Yurt işletmesi çok zor bir olay, gelin siz işletin. Kurum ile işletin. Vergi verenlerle devlet bize sonra bunu döndürsün. Biz buraya geliyorsak, çocuğum buraya geliyorsa devlet buna sahip çıkacak. Devletin yurdu var. 'Belli anlayışların eline düşmesin' demenin yolu budur. Devletliğini bu anlamda yapmalılar. Bunu AK Parti Grup Başkanı arkadaşımızla konuştuğumuz zaman ‘Başkanım, bize burada ne düşüyorsa yapmaya hazırız’ dedi. Bunun için varız, bunun için görevlendirildik. Biz, yan yana gelmesini becerebilecek açıklıktayız. Meclisteki tüm arkadaşlarıma güvenerek bunu söylüyorum. AK Partili arkadaşlarımız, CHP’li, MHP’li, İYİ Partili arkadaşlar olarak beni oy birliği ile Organize Sanayi temsilcisi seçtiler. Bir arkadaşımızı daha seçtiler, Gülin Hanım’ı. Bu, kişisel olarak benim ihtiyacım değil, Ödemiş’in ihtiyacı ise orada kimin eli daha güçlü ise o eli kullanacak. Beraber gitmemiz gerekecek, kapıyı beraber çalmamız gerekecek. Proje ise proje, beraber üretip beraber sunacağız. Arkadaşlarımda bu konuda hiçbir sıkıntı yok, ben de bu konuda çok mutluyum. Proje anlamında her arkadaşımın zenginliği olduğunu biliyoruz. Bu olaylar önümüze geldikçe oy birliğine dönüşebiliyor" şeklinde konuştu.

"Niçin fakülteye dönmesin?"

Ödemiş Belediye Başkanı, yine Yüksel Balcı'nın "Ödemiş’te niye bir Ziraat Fakültesi olmasın? Bu konuda iktidarla bir çalışma yapar mısınız?" sorusuna şöyle yanıt verdi: "Mezarbaşı'ndaki eski Meslek Yüksek Okulumuzda yeni bir çocuk gelişimi bölümü açılacak. Öyle bölümler vardır ki sadece kitabıyla bölüm açılacak. Örnek olarak tarih bölümü dediğimizde kitapla açarsınız. Kütüphanesi olur ama bir kitapla bölüm açarsınız. Ziraat dediğiniz zaman zenginlik var. Meslek Yüksek Okulumuz ile 80 dönüm kadar yerimiz var. Güzel işler başarıyorlar, çalışmalar da yapılıyor. Niçin fakülteye dönmesin? Zaten orada o işler yapılıyor. Hayvancılık da yapılıyor. Diğer tarafta Büyükşehir Belediyesi, hizmet binasını yaptı. Başkan da 'Bunu üniversite yapın' dedi. Yalnız üniversite yetmiyor. Arkasından yurt gerekiyor, arkasından sosyal yaşantı gerekiyor. Başkanlık dönemimde kızlar rahatça okula gidebilsin diye zabıta arkadaşlarımız, Gençlik Caddesi'nde geziyorlardı. Şimdi öyle bir ihtiyaç yok. Demek ki Ödemiş, o anlamda sosyalleşti. Öğrenciler çok rahat ediyor.

Benden yurt istemişlerdi. Şimdiki huzurevi, Sağlık Meslek olmuştu bir ara. Endüstri Meslek Lisesi'nin de yurduydu. Ben onu yurda dönüştürdüm. Hemen yapamadık, seneye yaptık. Bir de üniversiteye devrettim işletmeyi, almadılar. Çünkü hemen her genç, artık Ödemiş’te ev bulabiliyor. ‘Öğrenciye ev mi verilir?', 'Kıza ev mi verilir?' yargısı kalktı. Şimdi oraya bir dönüş olacak bu yurdun kapanmasıyla. Çok iyi bir olay değil. Madem öyle bir durum vardı, niye diğer yurda başlamadınız? Onu beklemeyeceğiz, yine yapılması yönünde çalışacağız. Ödemiş’te belli bir iş yapıp da artık emekliye ayrılmış olan arkadaşımız, kendi iş merkezini 'Eğer isteyen olursa yurt yapmak için ben verebilirim' demişti."

Güneş ve rüzgar enerjisi

Güneş enerjisi sistemi ile sulama sistemi oluşturulmasına yönelik bir çalışma olup olmadığı yönündeki soru üzerine bu konudaki gelişmeleri de anlatan Ödemiş Belediye Başkanı Mehmet Eriş, "Elektriğe %15 zam var. Bu konuda uzman ve güneş tarlaları kuran firma ile İzmir Ekonomi Üniversitesi rektörü ile irtibattayız. Yerlerimizi belirledik, hatta buraya gelirken arkadaşımız gösterdi. Balabanlı tarafından 106 dekarlık bir yerimiz var. Uygun, kırsalda bir yer. Uygulanabilirliği yüksek. Çobanlar'da da 250 dekarlık bir yerimiz var. Bunun için de zaten Tunç Başkan bize önder oldu. 

Kuracağımız yeni tesislerde çatılar da kurma. Hepsi bu projelerin içinde var. Bunu yaptığımız zaman 'Türk lirasıyla alıyorum ama dövizle satıyorum' gibi bir durum oluşuyor. O düşüncemiz de fazlasıyla var, hatta stratejik planın içinde konuşuldu. Rüzgar enerjisi de dedi Tunç Başkan. Ekosistem açısından hiç zararlı bir şey değil. Ama en büyük zarar taşınmasında. Büyük tırlarla gidiyor monte durumunda yani demonte değil. Kanatlar monte edilmiş durumda olduğu için tırlar çok uzun, çok büyük yol açma da sorun oluyor. Daha sonra ise böyle bir şey yok. O iyi incelemiş, iyi de bilgiler almış. O da konuşuldu. Rüzgar ve güneş enerjisi açısından İzmir’in ve Ödemiş’in en yüksek verimliliği olan yer. Almanya’da oluyorsa buna benzer şeyler bizde de çok daha verimli olur" dedi.

 

Kemal Tutcu

 

Devamı yarın...

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İstanbul'daki çocuklara Tire'den süt gidecek
İstanbul'daki çocuklara Tire'den süt gidecek
"Ödemiş’e gönül vermiş biriyim”