Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert

Eğitim-Sen’den Ödemiş'te Kadınlar Günü konseri

Eğitim-Sen’den Ödemiş'te Kadınlar Günü konseri
Eğitim-Sen’den Ödemiş'te Kadınlar Günü konseri   Küçük Menderes
Bu içerik 134 kez okundu.
Advert

Eğitim-Sen Ödemiş Temsilciliği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla ile bir konser düzenledi. 

Ödemiş Belediye Kültür Merkezi’nde 20.30’da başlayan konsere, Eğitim-Sen üyeleri, Ödemişli sanatseverler ilgi gösterdi. Ezginin Günlüğü grubunun kurucularından Emin İgüs’ün verdiği konser öncesi bir konuşma yapan Eğitim-Sen üyesi Tülin Kuş, 8 Mart’ın önemi ve kadın mücadelesi ile dayanışması üzerine bir konuşma yaptı.  

Tülin Kuş, Nazım Hikmet'in 'Kadınlarımız' şiirini okuduktan sonra şunları söyledi:

"Bugün ne yazık ki ülkemizde şiddetin her türlüsü katlanarak artmaktadır. Bu vahim durumdan kadınlar da payına düşeni fazlasıyla almaktadır. Günümüzde kadına yönelik şiddet korkunç boyutlara ulaştı. 2002-2017 Ocak ayı tarihleri arasında toplam 14 bin 293 kadın cinayeti işlendi. Yalnızca 2018 de 440 kadın öldürüldü. Yaralanarak kurtulabilen ya da şiddete uğrayanların istatistiksel oranı ise bunun kat ve kat üzerindedir. 'Koruma kararları' kadınları korumaktan uzak ve 'iyi hal, tahrik indirimleri' canileri cesaretlendiriyor.

Kaldı ki kadınların maruz kaldığı şiddet ve eşitsizlikler yalnızca erkek kaynaklı fiziki şiddet değil. Kadınlar iş gücüne katılım ve eşit işe eşit ücret istatistiklerine bakıldığında da dezavantajlı durumdadır. Mevcut iş gücünün %65 ini erkekler oluştururken yalnızca %35 ini kadınlar oluşturmakta ve eşit işe eşit ücret alamamaktadırlar.

Eğitim alanında ise kız çocuklarının eğitime erişimi okul kademeleri temel eğitimden yükseköğretime doğru ilerledikçe azalmakta. Okullaşma oranlarındaki en büyük fark üniversite eğitiminde yaşanıyor. Erkeklerin üniversiteye gitme oranları kadınlara göre yüzde 11 daha fazla. Mevcut iktidar eliyle hayata geçirilen 4+4+4 sistemi neticesinde binlerce kız öğrenci örgün eğitim dışına çıkmak zorunda kaldı. Zorunlu eğitim süresi fiilen 4 yıla düşürüldü. Eğitim çağındaki kız çocukları çocuk işçi olmak ile çocuk gelin olmak arasına sıkıştırıldı. Elde edilen verilere göre, Avrupa’da erken yaşta evliliklerin en çok görüldüğü ülke olarak Türkiye ilk sırada yer aldı. Bu bağlamda, Türkiye’de 18 yaşından önce evlendirilen çocukların nüfusa oranı yüzde 15 olarak kayıtlara geçti.

Geçtiğimiz yıl 23 Nisan'da yayımlanan DİSK raporuna göre, çalışma hayatında iki milyona yakın çocuk var ve bunların 56'sı iş kazalarında hayatını kaybetti.

Bu istatistikler ve rakamlar basit bir kaynak taramayla arttırılabilir. Bugün içinde bulunduğumuz tablo göstermektedir ki kadına yönelik şiddetin farklı pek çok boyutu bulunmakta, Mevcut iktidarın gerici politikaları ve ekonomik krizin emekçilere fatura edilmeye çalışılmasıyla ortaya çıkan yoksulluk toplumda kadına yönelik şiddeti tırmandırmaktadır. Şüphesiz ki bu tablonun başlıca sorumlusu

'Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum', 'Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem', 'Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum', 'Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer! Perdesiz ev ise ya satılıktır, ya da kiralık..' gibi söylemleri ve benzerlerini rahatlıkla ifade edebilen ortaçağ karanlığıdır.

Bu eril zihniyet kadınları sürekli erkek üzerinden tarif ederek anası, bacısı ya da yâri olarak görmekte,  onu metalaştırmaktadır. Dolayısıyla kadınlar üzerinde her türlü hakkı iddia etmektedir. Biz kadınlar ne bayanız, ne çiçeğiz ne de cennet ayaklarımızın altında. Peki biz kimiz?

8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde eşit işe eşit ücret talep eden, insanca koşullarda yaşamak için mücadele eden, grev örgütleyen,  8 Mart tarihini yazanlarız.

Her krizde işten atmayı, güvencesizliği,  düşük ücreti dayatan, erkek egemen kapitalizme isyan edenleriz.

Ödemiş tarlalarında aynı iş yaptığı halde erkeklerden daha az ücret alanlarız.

Tüm çocuklar için ücretsiz, ulaşılabilir, nitelikli, kamusal eğitim ve kamu kreşleri isteyenleriz.

Karma eğitimi bilimin gereği kabul eden, kadın erkek eşitliği açısından vazgeçilmez gören eğitim ve ilim emekçileriyiz.

İş yerlerini de sokakları da, geceleri de gündüzleri de terk etmeyenleriz.

Kurtuluş Savaşı yıllarında cepheye cephane taşıyan Şerife Bacı’yız, Nene Hatun’uz.

İlk kadın öğretmen FATMA REFET ANGIN’ız.

Karşı devrimci yobazlarca katledilen Bahriye Üçok’uz.

Rize’de doğayı katlederek yapılmak istenen 'Yeşil Yol'a karşı dozerlerin karşısında durarak direnirken 'Devlet kimdir? Devlet benim. İnsan yoksa doğa yoksa devlet de olmaz' diyen Havva anayız.

Eşit, özgür, demokratik, laik, barış içinde bir ülke için mücadele edenleriz.

Adlarını burada saymakla bitiremeyeceğimiz niceleriyiz.

Vardık, varız, var olacağız! Mücadele kadınları birleştirir, kadınlar dünyayı özgürleştirir diyenleriz"

Eğitim-Sen Ödemiş ilçe temsilcisi Tayfun Bengi, 8 Mart’ın bir mücadele ve dayanışma günü olduğunu belirterek, "8 Mart, sendikamız açısından bir eğlence günü değil bir mücadele ve dayanışma günüdür. Kadın emeği üstündeki sömürünün ortadan kaldırılması için kadın emekçiler tarafından verilen mücadeleler sonucunda kazanılmış haklar ve bu uğurda hayatını kaybetmiş olan kadınlar var. Her yıl olduğu gibi bu 8 Mart’ta da bu önemli günün anısına bir konser düzenledik. Destek veren üyelerimize ve dostlarımıza teşekkür ederiz" dedi.

Daha sonra sahneye çıkan Emin İgüs, sazı eşliğinde birbirinden güzel türküleri özgün yorumu ile seslendirdi.

Gecenin sonunda sahneye çıkan Tayfun Bengi, sanatçıya bir buket çiçeği vermek için izleyiciler arasındaki kadınları sahneye davet etti.

Başar Uçar

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kiraz’da kaçak akaryakıt iddiası
Kiraz’da kaçak akaryakıt iddiası
Atlar, yeni pistte rahvan koştu
Atlar, yeni pistte rahvan koştu