Advert
Advert
Advert

Cumhur İttifakı’nı anlattı

Cumhur İttifakı’nı anlattı
Cumhur İttifakı’nı anlattı Küçük Menderes
Bu içerik 623 kez okundu.
Advert

Milliyetçi Hareket Partisi 2. Bölge 2. Sıra Milletvekili Adayı Abdülkadir Bektaş, Cumhur İttifakı’nı anlattı. Cumhur İttifakı’na giden sürecin 15 Temmuz 2016’daki meşum ve kahredici darbe girişimi ile başladığını kaydeden Bektaş, “O darbe süreci bize şunu  göstermiştir: Biz, bu sorunun ciddi manada farkında olan bir partiyiz. Sayın Genel Başkanımız Dr. Devlet Bahçeli, 2010 yılından itibaren FETÖ’nün varlığına, devlete sızdığına, her yeri ele geçirdiğine ve iktidarı da ele geçirmek istediğine dair çok ciddi manada hükümeti uyarmıştır. Bu meşum olayın akabinde ülkenin bekası ve güvenliği için OHAL kararı alınmıştır. MHP, olağanüstü durumlarda olağanüstü kararlar alınması gerektiğini belirterek destek vermiştir. Bunu takip eden bir Yenikapı ruhu vardır. 7 Ağustos 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin milli birlik ve beraberliğinin devamını sağlamaya dönük her partinin katılması için ortak koşullar oluşturulmuş, maalesef buraya sadece Milliyetçi Hareket Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi katılmıştır.

Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin tespitleri üzerine şu gerçekleri ortaya koyabiliriz: 1982 Anayasası, her ne kadar parlamenter sistemle oluşturulmuş olsa da çok ciddi manada ordunun ve askerin mührü vardı. Uzun bir süre, bilhassa MHP ve DSP’nin koalisyon döneminde yüzde 60’a yakın anayasa değişikliği ile bu askeri vesayet kaldırılmaya çalışıldı fakat istenilen şekilde olmadı. Sağdan soldan kırpma yapmakla Anayasa, işlevsel olmadı. derler ya hani ne karga kargaya benzedi ne leylek leyleğe o misal oldu. 1982 Anayasası ile cumhurbaşkanına verilen yetkiler fazla. Hükümeti kuran başbakan, hem meclis denetiminde hem de hukuk karşısında hesap  vermekte fakat cumhurbaşkanının böyle bir durumu yok. Sadece vatana ihanetten sorumlu fakat vatana ihanet çok muğlak bir ifade. Neye ve kime göre? Kendisini Anayasa Mahkemesi’nde yargılayacaklar fakat üyeleri kendisi atama yoluyla görevlendiriyor. Dolayısıyla bu, sürdürülebilir bir durum değildir.

1980’den itibaren siyasi partilerin kurucu aktörleri olan genel başkanları Sayın Turgut Özal ile Sayın Süleyman Demirel, cumhurbaşkanlığına geçmeyi tercih edip partiyi bıraktıkları yol arkadaşları ile bir süre sonra çatışmaya girdiler. Bu, ciddi sorunlara sebep olmuştur. Bunun en tepe noktasını 2007 yılında Abdullah Gül’ün seçilmesi konusunda yaşadık. O dönemdeki emekli başsavcı Sabih Kanadoğlu, ‘367 kişi de Meclis’te bulunmalı’ dediğinde yaşadık. Bu, mantık dışı  bir yorumdu. CHP’nin Meclis’e girmemesi dolayısıyla bir krize sebep olmuştur. Bu sistem krizinin bir rejim krizine dönmesine engel olmak amacıyla Sayın Genel Başkanımız, Kasım’da yapılması beklenen seçimleri Temmuz’a aldırmış, akabinde bir anayasa değişikliği ile artık cumhurbaşkanını halkın seçmesi ortaya konmuştur.

Darbe girişiminden sonra ekonominin mevcut durumu ve ülkenin maalesef çok ciddi bir güvenlik açığı olmasından dolayı Sayın Genel Başkanımız, çok güzel bir şey getirmiştir ortaya ve ‘Yüzde 50+1, ittifak kuracaksınız’ demiştir. ‘Demokrasi için partiler uzlaşacak’ demiştir. Çatışan değil, uzlaşan partiler göreceğiz artık. Tek bir siyasi partinin 50+1’i bulması mümkün değil. Dolayısıyla partiler, artık seçimden önce uzlaşacaklar. Seçimden sonra milletvekili pazarlıkları olmayacak, mezatlıklar olmayacak. Ahlaklı bir demokrasi olması için Cumhur İttifakı diyoruz çünkü milletin aklında artık Cumhur İttifakı var. Temel sebep budur" dedi.

Haber: Emine Hilal ZORLU

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ahmet Uygan için son görev
Ahmet Uygan için son görev
Amatör liglerde transfer dönemi bitti
Amatör liglerde transfer dönemi bitti