Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert

AgroMarket Çiftliğim’den üreticilere bilgilendirme

AgroMarket Çiftliğim’den üreticilere bilgilendirme
AgroMarket Çiftliğim’den üreticilere bilgilendirme Küçük Menderes
Bu içerik 753 kez okundu.
Advert

AgroMarket Çiftliğim Ödemiş’in sahibi Burhan Barış tarafından Ecenaz Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen seminerde üreticilere Almanya Satış Müdürü Alişer Hamraev, Ürün Sorumlusu Senem Çetinkaya ve Teknik Müdür Semir Bağdadioğlu tarafından bilgi verildi.

Almanya Sorumlusu Hamraev, “İki ton kuru otun depolandığı yere 15 ton yeşil yem depolanabilir. Silajlık bitkiler, tarlayı erken boşaltırlar. Dolayısıyla diğer bitkilerin ekimi için uygun zaman kalmaktadır. Yeşil yemlerin kurutulmasıyla sapları ve yaprakları sertleşerek dökülür. Sapları sertleştiği için besin değeri düşer, hayvanlar tarafından sevilerek yenmez. Fakat silolamada yemlerin besin değerinde kayıp meydana gelmez ve hayvanlar tarafından sevilerek yenir. Silo yeri, hayvan barınaklarına yakın bir yerde olmalıdır. Silo suyunun tahliyesi için doğal eğimli ve verimsiz alanlar kullanılmalıdır. Süt, yabancı kokulara duyarlı olduğundan silo yeri doğrudan barınağa bağlantılı olmamalıdır. Silajı yapılacak bitki, yem kalitesinin, silolama yeteneği ve en yüksek verimin sağlandığı zamanda hasat edilmelidir. Hasat esnasında taş, toprak, tel vs. gibi maddelerin yem yığınına karışmamasına dikkat edilmelidir. Silaj yapılacak bitkinin nem oranı çok önemlidir. Nem oranının yüksek veya düşük oluşu, yapılacak silajın kalitesini düşürür, bozulmalara sebep olur. Sıkılan ottan su damlamaz fakat avuç içinde nemlik hissedilirse nem oranı % 60-67 kadardır. Bu durunda ot, güvenle silolanabilir. Silaj makinelerinin ayarı iyi yapılmalıdır. Biçme devri 540 devir/dakika ayarına getirilip biçmeye başlanmalıdır. Uygun devirde çalıştırılmayan silaj makinelerinde tıkanmalar meydana gelir. Ayrıca bitki, istenilenden daha uzun parçalanır. Kıyma işlemi, uygun asit oluşumunun hızlandırdığından büyük bir önem taşımaktadır. Silajı yapılacak bitkinin iyi parçalanması, silajın kalitesini artırır, daha iyi sıkıştırmayı sağlar ve birim alanda daha fazla yem depolanır” dedi.

Silolamanın önemini anlattılar

Verimli bir havada geçen toplantıda diğer konuşmacılar da, “Silaj yapımında tahıllar kullanılacaksa danelerin süt olumunu tamamlayıp hamur olumu devresindeki döneminde hasat edilmelidir. Fiğ, yem bezelyesi gibi baklagiller kullanılacaksa tam çiçeklenmeden sonra bakla teşekkülü zamanı hasat yapılmalıdır. Yonca, 1/10 çiçeklenme devresinde hasat edilmelidir. Hasat edilen bitkiler, vakit kaybetmeden silo çukuruna götürülmelidir. Silolanacak yemin nem oranının yeterli olması gerekir. Nem oranının pratik olarak tespitinde kıyılmış ottan bir avuç alınarak elle kuvvetlice sıkılır. Eğer bu sırada birkaç damla su damlarsa nem oranı %75-85 kadar demektir. Böyle bir otun katkı maddesi kullanılmadan veya soldurulmadan silolanması uygun değildir. Silajın bozulma riskini ve silo kayıplarını azaltmak için biçilen otun uygun nem oranına gelene değin soldurulmalı ve bir ton kıyılmış otun içerisine nem oranına göre 30-80 kg tahıl ezmesi ilave ederek silolanması olumlu sonuç verir. Silajın yapılıp saklandığı değişik malzemeye göre toprak, ahşap, beton, çelik silolar olduğu gibi düz, çukur ve yüksek silolar olarak adlandırılır. Çiftçi şartlarında en çok kullanılan ve en ekonomik olan silolar, iki veya üç tarafı duvarla çevrili taş veya betondan örtülü hendek silolar ve toprak zemin üzerine sap saman serilip örtü malzemesi olarak plastik örtü ve toprak kullanılarak yapılan yüzeysel silolardır.

Silolama; yonca, korunga, fiğ ve pancar yapraklarını olduğu gibi, mısır sap ve yapraklarını ise 3-5 cm geçmeyecek uzunlukta kıyılarak siloya doldurulabilir. Mısır silajında ilave hiçbir katkı maddesine gerek yoktur. İstenirse bir ton için 10-15 kg arpa kırması veya 5-10 kg buğday unu kat aralarına ilave edilebilir. Eğer üre kullanılacaksa bir ton silaja en fazla 5 kg üre, homojen olarak dağıtılmalıdır. Silaj yeri %1-2 eğim olmalı, yer toprak ise merdane ile sıkıştırılmalı, taşlar temizlenmelidir. Silo genişliği, 4-6 m, uzunluğu 10-15 m, yüksekliği 1-2 m olmalıdır. Bir metrekarede 600-1000 kg yem depolanabilir. 5 dekar alandaki mısır için silo tabanına plastik örtü serilir. 10-15 yerinden delinir ve üzerine 15-20 cm kalınlığında sap, saman serilir. Kıyılan materyal, mümkün olan en kısa süre içerisinde siloya doldurulup kapatılmalıdır. Bu süre zarfında siloya yağmur suyu girmemesine dikkat edilmelidir. Silajlık materyal, sap ve saman serilen zemin üzerine tabakalar halinde yayılır ve her römorktan sonra sıkıştırma işlemi yapılır.

“Silaj, dikine kesilmeli”

Traktör ön tekerleri, yığın üzerinde sağa-sola döndürülmemelidir. Düz olarak yığın üzerinde gidiş geliş yapılmalıdır. Siloda hava bırakmamaya dikkat edilmelidir. 60 cm kalınlığındaki yığın, 20-25 santime düştüğünde iyi bir sıkıştırma yapılmış demektir. Tekrar aralara katkı maddeleri serilerek sıkıştırma işlemi yığın 80-90 cm oluncaya kadar devam edilir. Yemi siloya doldurduktan sonra üst kısmına 2-3 parmak kalınlığında sap veya saman serilir. Kenarlar, ayakla sıkıştırılır. Alttaki plastik örtünün kenarları, yığının etekleri üzerine getirilir. İkinci plastik örtü, bunun üzerine serilir. Naylonun etekleri ve üzeri çeşitli şekillerde baskı altına alınarak hava girişi olmayacak şekilde arkadan öne doğru kapatılır. Sıkıştırma tamamlandıktan sonra kümbet şeklini alır. Naylonun kalkmaması için üzerine bir miktar toprak ve lastik konulur. Bu şekilde doldurulan silo, 6-7 hafta açılmadan fermantasyona bırakılır ve 45 gün sonra hayvanlara yedirilmeye başlanabilir. İyi bir silo, 2-3 yıl açılmadan saklanabilir. Açılan silo, Mayıs ayına kadar bitirilmelidir. Silo, hayvan barınaklarına en yakın tarafından açılmalıdır. Hayvanlara verilecek miktar tespit edildikten sonra günlük olarak bu oranda silaj alınır. Silaj alınan bölge, ıslak çuvalla örtüldükten sonra naylonla kapatılması tavsiye edilir.

Silodan iki günlük ihtiyaçtan fazla yem çıkarılmamalıdır. Silaj, mümkünse dikine kesilerek dilimler halinde alınmalıdır. Hayvanlar, silajı ilk önce yemeyebilir. Bundan dolayı ilk önce silaj, ot veya samanla karıştırılarak azar azar verilir. Böylece 1-2 günde hayvanların bu yeme alışması sağlanır. Silajın yanında yalama taşı, mermer tozu, kaliteli kuru ot ve karma yem takviyesi mutlaka yapılmalıdır.

Büyükbaş hayvanlarda stres ve konfor yönetimi

İneklerde stres, konforun bozulmasıyla ortaya çıkan bir sorundur. İneklerin konforu, insanların kötü davranışlarından, bakıcı ya da sağımcının değişmesinden, her türlü ani değişiklikten, durak yerlerinin uygun olmayışından, kötü yürüme zeminlerinden, ışık yetersizliği veya yönünden, gürültüden, barınak içerisindeki havalandırmanın uygun olmayışından, aşırı sıcaktan bozulabilir. Konforun bozulması, stresi davet eder. Stres; ölçülebilen, hissedilen ve zararları hesap edilebilecek bir olgudur. İlk belirti, süt veriminin düşmesi olmakla birlikte daha sonra döl verimi düşen inek, ya kızgınlık göstermez ya gebe kalmaz veya gebe kalsa bile cılız yavru doğurur. Güç doğum veya sonunu atmama olayları da bununla ilgili olarak ortaya çıkabilir. Stres, bağışıklık sistemini de bozacağından başta solunum yolu enfeksiyonları olmak üzere inek, her türlü hastalığa duyarlı hale gelir. Sağım esnasında oluşan stres, sütün memeye inmesini engeller. Bu durum, meme iltihabına ve sütün azalmasına sebep olur. 

İnekler için konfor, kazancın ve sağlığın anahtarıdır. Durak ölçülerinin ırka uygun şekilde doğru olması, temiz ve taze su için otomatik şamandıralı sulukların kullanılması, uygun şekilde yapılmış yürüme zeminleri, uygun yemlik dizaynı, açık ahır sistemleri ve açıkta buzağı boksları, çiftlikte konfor sağlayan unsurlardır. İnekler için en önemli konfor, kuru ve temiz bölümlerdir. Durak yerlerinde, sağım odasında ve gezinme yerlerinde ne kadar kuru ve temiz bölümler sağlanabilirse verim o derece yüksek, hastalık riski o derece düşük olur. Bunun tersi; yani ıslak, çamurlu zeminler ve kirli bölümler ise stres faktörleri olarak karşımıza çıkarlar.

İneklerin önünde daima yem bulunmalı, istediklerinde istedikleri miktarda yem tüketmelidirler. İnekler, böyle durumlarda yaklaşık günde 11 kere yemliğe giderler. Ancak yemlik, günde iki kez doldurulursa yem tüketimi, dolayısıyla gıda alımı düşer. Eğer zemin sert olursa inek, her defasında yatarken ve kalkarken canı yanacağından bu işi azaltır ve az yemliğe gider. Her iki durumda da gıda eksikliği, özellikle enerji eksikliği ortaya çıkar. Enerji eksikliği, süt miktarında düşüş, döl tutmama, sonun atılamaması, doğum sonrası problemleri beraberinde getirir.

İnekler, günlerinin yaklaşık 51 dakikasını sağım odasında, 135 dakikasını bekleme ve yem yeme esnasında, 1254 dakikasını dinlenme alanlarında geçirir. İneklerin süt üretimine ayırdıkları bu önemli zaman dilimini konfor içerisinde geçirmeleri gerekir. 

Yatak yerlerinin yumuşak olması ve sağlık açısından inorganik maddeyle yani kumla kaplı olması tercih sebebidir. Saman, sap ve hızar talaşı gibi organik kökenli altlıkların meme iltihabı yönünden sakıncalı oldukları belirlenmiştir. İneklerin yem yerken ve yatarken konforlu olmaları, barınak içi sıcaklığıyla çok yakın ilişkilidir. İnekler soğuktan rahatsız olmazlar fakat 22°C’nin üzerindeki sıcaklıklardan çok rahatsızlık duyarlar. Sıcaklığın 8- 10 derece artışı, ineklerde sütün %15 eksilmesine ve döl veriminin düşmesine sebep olur. Bunu önlemek için yemlik hizasına ve yatak yerleri hizasına iki sıra vantilatör konulması önerilir. Ayrıca sıcak günlerde ineklerin üzerine serinletici olarak su püskürtülmesi çok iyi bir önlemdir. İneklerin iyi gözlenmesiyle stres altında oldukları, konforlarının bozulduğu kolayca anlaşılabilir.

“İnekler meraklıdır ama…”

İnekler, meraklı hayvanlardır. Barınağa giren birini merak ederler. Dillerini uzatırlar, merakla bakarlar ve koklamak isterler. Ancak birisi içeri girdiğinde korkar ve kaçarlarsa o işletmede bir insan davranışı problemi vardır. Bakıcıların ineklere kötü davrandıkları şüphesi uyanabilir. Bir barınağa girildiğinde sağım esnasında değilse, inekler yatıyor ve geviş getiriyor olmalıdırlar. Sağlıklı, stressiz ortamlarda ineklerin %40’ı geviş getirir durumda tespit edilmelidir. İneklerin çoğunluğu ayakta ya da barınağın dışında ise, yatmaları gereken saatte dışarıda geziniyorlarsa içerideki havadan veya yatma yerlerinden memnun değiller demektir. İnekler, yürürken izlenmelidir. Yürürken sırtını kamburlaştıran ineklerin ayaklarından veya zeminden dolayı problemleri olabileceği akılda tutulmalıdır” dediler.
 

Haber: Turgay KONURALP

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“Aramızda engel yok!”
“Aramızda engel yok!”
Birgi yolunda kaza: 2 yaralı
Birgi yolunda kaza: 2 yaralı